YEDİTEPE BİENALİ 'SENİN BİR SANATIN VAR'

Düzenleyen : Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı, Fatih Belediyesi, Klasik Türk Sanatları Vakfı
Ne Zaman? 31.03.2018 - 15.05.2018
Nerede? İstanbul ,TR TARİHİ YARIMADA FATİH

Açıklama

Degerli Sanatsever,

Allah’in kendi ruhundan üfleyerek can verdigi insanin varliginin ve yaratilisinin yegâne gayesi;  Insan-i kâmil (olgun insan) olmaktir. Çünkü ancak olgun insan, Allah’i bilebilir ve Allah’in yarattiklarinda, O’nun büyüklügünü anlayarak, kendi hiçligini fark edebilir.

Büyük Mutasavvif Hazreti Mevlana da kendi hayat yolculugunu hiçlik mertebesine ulasmak olarak ifade etmis ve “Hamdim, pistim” sözleriyle yolculugunun evrelerini anlatmistir.

Aslinda bu iki kelime, insanin da dünyadaki yolculugunu anlatir.

Ha keza, sanatçinin yolculugu da, bir nevi dervislerin yolculugu gibi, sanatta olgunluga erismek üzerinedir. Sanatçi, Yaraticinin kendisine bahsettigi yeteneklerle ve ancak O’nu taklit ederek, sanatinda ilerleyebilir. Ilerledikçe de, en büyük sanatçi olan Yaradan’in karsisinda hiçligini kabul eder.

Yani sanat, hamliktan; pismeye, pismekten yanmaya bitmeyen bir yolculuktur.

O nedenle, sanatta doruk, sanatta mükemmellik arayisi insanin evrendeki yolculugu boyunca sürecek ve her zaman, yeni arayislar ve açilimlarla, kendisine akacak yeni mecralar bulacaktir.

Fakat sanatin ve sanatçinin hamliktan pisme ve yanma sürecine geçmesi de -tabiri caizse- sanat ve sanatçinin desteklenmesine baglidir. Çünkü sanatçi desteklendigi sürece, sanatinda bir sonraki evreye geçebilir.

Geçmiste özellikle Islam’in altin çagi olan 1000 yillik süreçte (MS. 600-1600 yillari) Islam bilginlerince, sanatta ve dahi bilimde doruklar zorlanmis; mimariden güzel sanatlara kadar her alanda, çaglar ötesine ulasilmistir.

Süphesiz, insanin hem kendini olgunlastirma ve hem de sanatta olgunlasma süreci sona ermemistir. O hâlâ, bazen büyük bazen de küçük adimlarla ilerleyisini sürdürmektedir.

Fakat yükselmis duygularin toplumun diger kesimlerine de daha çok ulasmasi için sanatin yayginlasmasi gerekir. Bunun da yolu, halkin görebilecegi, ulasabilecegi hatta kullanabilecegi eserlerde sanati özümsemesidir. Bu bir yapida da olabilir, giysideki bir nakista da, yemek yedigi tabakta da…

Çünkü göz gördükçe incelir; göz gördükçe, gönül ilahi gücün büyüklügünü idrak edebilir.

Iste onun için isigi alninda hisseden sanatçi, sanatini halkla bulusturmalidir. Bunun da günümüzdeki yollarindan biri sergilemedir.

Fatih Belediyesi olarak biz de insanin bu uzun olgunlasma yolculuguna katkida bulunmak için, Cumhurbaskanimiz Sayin Recep Tayyip Erdogan’in himayelerinde, Klasik Türk Sanatlari Vakfi isbirligi ile günümüz ustalarinin elinden çikan klasik sanat eserlerini ve bu eserlerin modern yorumlarini, Yeditepe Bienali adi altinda halkimizla bulusturmaya karar verdik. “Ehl-i Hiref” (Hüner-Sanat ustalari) ana basligi ve “Çiçegin Her Hali”, “Kus Misali”, “Istanbul’a Dair”, “Mekandan Tasanlar”, “Kusursuz Tekrar” alt basliklarinda; 31 Mart-15 Mayis tarihleri arasinda 45 gün boyunca  Fatih’te gerçeklesecek olan bienalimizde sanatçilarin elinden çikan eserleri, 21 ayri mekanda görülecektir.

Toplumun her kesiminden insani sanatla bulusturacak olan Yeditepe Bienali'miz; süphesiz önce gözümüze, sonra zihnimize ve nihayet yüregimize hitap edecek. Iste yürege ulasan sanat artik orada büyüyecek ve bizleri kendi sanat yolculugumuza götürecektir.

Ve insanin zamanda ve sanatta yolculugu da hamliktan, pismeye; yanmaktan hiçlige yani Yüce Yaradan’a dogru; evrile evrile ilerleyecektir.

Dileriz, Yeditepe Bienali’mize tesriflerinizle, insan-i kâmil yolculugunuzu sanatla zenginlestirir ve kendi hiçliginize dogru, anlamli bir adim atarsiniz.

En derin saygi ve sevgilerimle, 

Mustafa Demir

Fatih Belediye Baskani


Yeditepe Bienali

Gelenekli sanatlarimizin essiz eserleri, “bienal” basligi olmaksizin, belirli bir mekâna hapsolmadan ve süresiz sekilde zaten yüzyillardir bambaska mekanlarda bambaska formlarla boy gösterdi, gösteriyor. Kimi cografyalarda kiymetli sanat eserleri tüm dokunulmazliklariyla meraklilarina cam fanuslar ardindan bakarken, Istanbul’da insanlar aynisindan bir tane daha olmayan Rüstem Pasa’nin çini panolarina yaslanip uyuyabiliyorlar. Bu derece bir asinalik, beraberinde görmezligi ve özensizligi getirse de, her köse basini ayri bir sanat eserinin tuttugu bu sehirde yasayan insanlarin gözlerinin güzellikle hemhâl oldugu, kendisi farkinda olsun ya da olmasin estetik algisinin bu gördükleriyle yogruldugu gerçegini degistirmiyor.

Yeditepe Bienali, kadim sanatlarimizin disiplinli bir özgürlükle ulastigi sahikayi bu çagin sanatçilarinin elinden çikan gelenekli ve çagdas sanat eserlerini dünyanin “bienal” adini koydugu tematik çoklu sergileme biçimi ile bir araya getirerek biraz daha yukari tasima hamlesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaskanligi himâyesinde, Fatih Belediyesi ve Klâsik Türk Sanatlari Vakfi isbirliginde, Türkiye’nin önemli kurum ve kuruluslarinin destekleri ile 31 Mart - 15 Mayis 2018 tarihleri arasinda gerçeklestirilecek olan Yeditepe Bienali, içerik anlaminda Dünya’da muadili olmayan bir projedir.

Bienalin Amaci

Düne bakip bugünü okuyarak yarini tasarlamak formülünün sanat alaninda uygulanabilir olup olmadigini, uygulandiginda gelinen noktayi, kemâlini bulan ve yeni bir tarz gelistirmenin neredeyse imkânsiz hâle geldigi düsünülen sanatlarla, her gün yeni bir tarz kazanabilen sanatlarin yan yana geldiginde olusturacaklari manzarayi görmek ve göstermek Yeditepe Bienali’nin ilk adimdaki amaci diyebiliriz. Ama uzun vadede birbirini besleyen ve doguran kademeli bir amaç haritasi var.

Yeditepe Bienali, yasadigimiz cografyada yüzyillardir harmanlanan, Saka, Hun, Göktürk, Uygur, Hazar, Artuk, Sökmen, Avar, Karahan, Selçuk ve daha nicesinin rengiyle renklenen, Hitit, Sümer, Babil ve daha nicesinin kalemiyle nakislanan, Yesevî nefesi ile nefeslenip Mevlana Celaleddin Rumi ile semaya uzanan kültür kodlarimiza ait doku ve formlari içeren sanat eserlerinin bulundugu bir “ilk” bienal. Ilk çünkü henüz bunlarin hepsini içeren, yerli ve komsu (yabanci degil, komsu) sanatçilarin ayni sanat dallarinda verdikleri eserlerin bulustugu veya ayristigi her seyi sahiplenip kendi bünyesinde yeserten bir bienal yapilmadi. Bienalin ikinci adimdaki amaci, her seyin atomize edildigi bu çagda, bu bütünleyici bakis açisini sanatla gelistirmek ve muhkem hâle getirmektir.    

Yeni mekânlar kesfetmek, kamusal alanlara açilmak, farkindalik olusturacak etkinlikler ile gündemi yakalamak, birçok kültürün ortak degerini yakalayip global bir dil olusturabilmek gibi amaçlarin yaninda, bienal mekânlarinin bulundugu bölgelerin bu süre içerisinde esnafindan egitim kurumlarina, sivil toplum kuruluslarindan kamu birimlerine kadar bu hareketliligi yasayarak ortak bir paylasima sahip olmasi da ayri bir önem tasiyor.

Ihtiyaca binaen ya da kiymete mahsus bir sanat felsefesine sahip olan medeniyetimizin, bugünün sanatlari ve sanatçilarindaki yankisini bir de bienal yapisi içinde görmek istiyoruz, zira sanatimizin içerigi bienallerin atmosferinde olusan metafor yüklemeleri açisindan çok zengin.

Ilk Bienalin Ilk Temasi: “Ehl-I Hiref”
 
Hirfet, sözcük olarak meslek, sanat ve is manasindadir. Bunun çogulu olan hiref ise Osmanlica’da sanat ve zanaati bir arada ifade eden bir kelime olarak kullanilir. El isçiligine dayanan hemen her türlü üretim hiref kapsaminda degerlendirilmis, üretenler de ehl-i hiref (sanat ehli / sanat erbabi) olarak adlandirilmislardir. Sarayin Ehl-i Hiref’i ise sanatkâr ve zanaatkârlarin mensub olduklari çesitli bölüklerden meydana gelen egitimli üretim teskilatidir.
Minyatür sanatçisindan silah yapimcisina, müzehhibden kuyumculuk ustasina Osmanli döneminde var olan bütün sanat dallarindaki usta sanatkârlari bünyesinde barindiran Ehl-i Hiref, XVIII. yüzyila kadar geçen üç asir boyunca sanat eseri üretiminde en yetkin kurumdu.
Hem Enderun egitiminden geçirerek kendi bünyesinde yetistirdigi sanatçilar, hem de saray disindan kendine kattigi, sanatinin zirvesindeki meshur ustalarla Osmanli sanatinin “saray üslubu” diye anilan karakteristik özgün yapisini olusturan Ehl-i Hiref teskilatidir. Sarayin sanatsal faaliyetlerini yürütmek üzere fütüvvet ahlâki ve ahilik anlayisiyla teskilatlanmis olan Ehl-i Hiref, Osmanli’nin siyasetteki gücünün ve ustaliginin sanattaki görkemli iz düsümüdür.
Yeditepe Bienali, “Ehl-i Hiref” temasi ile teskilatin bizatihi kendisinin nasil bir isleve, nasil çaglari asan bir etkiye sahip oldugunu göstermenin yaninda, bu teskilatin temel taslarini oturttugu gelenekli sanatlarimizin bugün geldigi noktayi ve yeni çaglarin yeni sanat dallarinda üretilen eserlerdeki gelenek etkisini de göstermeyi amaçliyor.

Fotoğraflar