Sultân Bayezid

Türk Hüsn-i Hat (Aklâm-ı Sitte)  Sanatkârı
Şeyh Hamdullah Aklâm-ı Sitte Ekolü

Doğum Tarihi H. 0852
M. 1448-1449
Ölüm Tarihi H. 0918
M. 1512
Doğum Yeri Yunanistan-Dimetoka
Mezar Yeri İstanbul-Fatih

Sanatkâr Hakkında

Fâtih Sultan Mehmed’in Gülbahar Hatun’dan doğan büyük oğlu olarak M. 1448’de Dimetoka’da doğdu. Yedi yaşında iken gönderildiği Amasya’daki sancak beyliği sırasında, Çandarlı İbrâhim ve Yahyâ Paşa gibi tecrübeli devlet adamlarının nezaretinde Mu’arrifzâde’den tahsil-i ilim, Şeyh Hamdullah’tan da hüsn-i hat dersleri aldı.

Fâtih Sultan Mehmed’in 3 Mayıs 1481’de ölümü üzerine İstanbul’da bulunan oğlu Korkut babasına vekâleten tahta oturtmuş, 21 Mayıs’ta Üsküdar’a ulaşan Bayezid, ertesi gün babasının cenaze merasimine katıldıktan sonra Topkapı Sarayı’nda tahta çıktı. Fakat kardeşi Cem’in Bursa’da saltanat ilan ederek, silâhlı mücadeleye girişmesi kanlı bir iç savaşın başlamasına neden oldu.

22 Haziran’da Yenişehir’de yenilen Cem Mısır’a kaçtıysa da, Karamanoğlu Kasım’ın çağrısı üzerine tekrar Anadolu’ya döndü. Ancak umduğunu bulamayınca 29 Temmuz 1482’de Rodos şövalyelerine sığınmak zorunda kaldı. Bayezid kardeşinin serbest bırakılmaması için büyük çaba harcamak ve bazı tâvizler vermek zorunda kaldığı bu dönem Cem’ib 25 Şubat 1495’te vefatı ile sona erdi.



Cem olayı sebebiyle  çok dikkatli ve barışçı bir siyaset takip etmek mecburiyetinde kalan Bayezid, bu dönemde Boğdan ve Arnavutluk’taki isyanlarla uğraştı. Cem’in vefâtı ile ile daha özgür kalınca, Venedikliler ve Macarlar savaşarak, barışa zorladı. Ayrıca Ruslarla ilk siyasi ilişkiler de onun zamanında tesis edildi. Öte yandan Endülüs’teki Benî Ahmer Devleti’ne yardım edildiği gibi, engizisyonun zulmünden kaçan yahudilerden bir kısmı da Osmanlı topraklarında çeşitli şehirlere yerleştirildi.



Öte yandan Cem meselesi neticesinde 1485’te patlak veren savaşla ortaya çıkan Osmanlı-Memlük çekişmesine dahil olan Safeviler’in Anadolu’da çıkardığı karışıklıklar, saltanatının son zamanlarını bir hayli sıkıntı içinde geçirmesine neden oldu. Şah İsmâil’in Şiî siyasetini dizginleyen Trabzon sancakbeyi Şehzade Selim’in artan şöhreti ve 1511’de patlayan Şahkulu İsyanı Bayezid’in tahtı kaybetmesinde büyük rol oynadı.



Sükûneti seven, memleketi mâ’mur, halkı refah içinde görmek isteyen biri olduğu halde, son yıllarında artan sağlık sorunları nedeniyle yönetimde söz sahibi yaptığı kişilerim ehliyetsizliği, bilhassa yeniçeriler arasındaki huzursuzluğu arttırıyordu. Nihayet 30 yıl, 11 ay, 2 gün süren bir saltanatın ardından, 24 Nisan 1512’de Şehzade Selim lehine tahttan çekilen Bayezid, doğduğu yer olan Dimetoka’ya gitmek üzere iken, H. 5 Rebîülevvel 918/M. 21 Mayıs 1512 tarihinde Çorlu yakınındaki Abalar köyünde vefat etti. İstanbul’a getirilen cenazesi, Beyazıt Meydanı’nda yaptırtmış olduğu caminin yanına gömüldü.

Hocaları

Şeyh Hamdullah
Aklâm-ı Sitte

Ketebe.org İsmail Orman

Ortadan uzun boylu, yağız çehreli, elâ gözlü, geniş göğüslü olan Bayezid yumuşak, hatta melankolik bir tabiata sahipti. Gençliğinde serbest bir hayat sürdüğü halde padişahlığında ibadete ve hayır işlerine yönelmiş, İstanbul, Edirne ve Amasya’da namına külliyeler, Edirne, Geyve ve Osmancık’ta köprüler yaptırmıştır. Bu sebeple de Bâyezîd-i Velî diye anılır olmuştu.
Ancak saltanatının son zamanlarında yaşanan salgınlar, kıtlıklar ve depremler, uğursuzluğuna işaret sayılmıştır.

Şehzadeliğinden itibaren ulema ve şu’arayı himaye etmiş, san‘atkarları desteklemiş olan Bayezid zamanında Molla Lutfî, Müeyyedzâde Abdurrahman, İbn Kemal, İdrîs-i Bitlisî, Tâcîzâde Câfer ve Sâdî çelebiler, Zenbilli Ali Efendi, Necâtî, Zâtî, Visâlî, Firdevsî gibi birçok âlim ve şair yetişmiştir. Aynı zamanda Adlî mahlasılı şa’ir olup çoğunluğunu gazellerden oluşan küçük bir divan tertiblemiştir. Bizzat Şeyh Hamdullah’tan meşkettiği hat san‘atında da oldukça yetenekli olduğu bilinmektedir. 

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Tuhfe-i Hattatin

Hânkâh-ı zühd ü salâhta Bâyezîd-i Sûnî ve silsile-i pâdişâhân-ı Âl-i Osrnân -halledallâhu mütkehum ilâ âhiri’z-zamân-idâdmda zâhiren sekizinci, lâkin bâtınen yedilerden olmak dahi şöhretlerinde olan velâyetten ayandır. Amasya’da mîr-livâ bulunduğu eyyâmda Şeyh-i müşârünileyh Mevlânâ Hamdullâh-ı agâhtan telemmüz ü temeşşuk ile fi’l-hakîka üstadı vadisine takarrüb eylemiştir. Vakt-i saltanatlarında merhûm-ı merkuma eylediği ikrâm-ı belîğin şöhretine binâ'en Gülzâr-ı Savâb ve Hünerverân ve Devha ve sâ’ir kütüb-i târihe ihâle kılındı. “Du’â-i hayr” (885) târihinde vâlid-i mâcidleri ni’me’l-emîr cenâbının intikâllerinde Amasya’da bulunup Târîh-i Karamani ve ba’zıları îrâd eylediği nevâdirdendir ki, o eyyâmda ihrâm-bend-i hacc-ı dârü’s-selâm ve azîmet-kâr-ı ziyâret-i Ravza-i Mutahhare-i Seyyidü’l-enâm bulunmakla, niyyetini tahvil ü fesheyleyip vâlid-i mâcid-i sulbîleri Şehzade Sultân Korkud Asitâne’de bulunmuştu. Ba’de edâi’l-hac taht-ı âlî-bahtlarına vusûlüne dek vekâlet-i saltanatı ona bâ-hatt-ı hümâyûn sipariş ve edâ-yı hacc-ı şerif eyledikte gelip erîke-pîrây-ı Devlet-i Osmâniyye olmuştur. Bu rivayete nazarla Âl-i Osman’da bunlardan mâ’adâ hacc-ı şerif edası asaleten bir zât-ı şerife müyesser olmadı. Otuz bir sene müddet saltanatlarından sonra Sultân-Selîm-i kadîm niyâzıyla tekâ’üd ve Dimetoka’da tebâ’üd esnasında rıhlet ve câmi’-i şerifleri civârında vedî’a-i taht-ı beka olundu. Rıhlet târihi olmak üzere “Göçtü Sultân Bâyezîd Hân-ı Velî” (918) mısra’ı teberrüken bu fakirin yâdigârıdır. Örf-i mevâlî ile sandukaları müzeyyen olan mülûk-ı selâsenin biridir. Âsâr-ı hayriyyesinden İki Minâreli Câmi’-i Şerif ve imâret ve medrese ve tâbhâne ve Edirne’de dahi misli ve Osmancık’ta Kızılırmak Köprüsü ve sâ’ir âsârı ve Adlî mahlasıyla eş’ârı vardır. Bu beyt hülâsa-i nihâd-ı pâk-i’tikâdlarındandır:
Her dûd ki peydâ şeved ez-sîne-i hikem
Ebrî şeved u girye kuned ber-s’er-i hâkem