Alî Sofî

Alî bin Yahya Sofî
Türk Hüsn-i Hat (Aklâm-ı Sitte)  Sanatkârı
Ölüm Tarihi H. 0882
M. 1477-1478
Doğum Yeri Edirne
Mezar Yeri İstanbul-Üsküdar, Karacaahmet Mezarlığı

Sanatkâr Hakkında

Meşhur hattatlardan Yahya Sofî’nin oğlu olarak Edirne’de dünyaya geldi. Hüsn-i hattı babasından meşkedip icâzet aldı. Fevkalade kabiliyeti ile her tür yazıda, özellikle de celî sülüste mahâret sahibi olup babası gibi Anadolu’nun yedi hüsn-i hat üstâdı meyânına ismini yazdırmayı başardı. Ancak hayatı hakkında hemen hiçbir bilgi yoktur. Babasından kısa bir süre sonra H. 882/M. 1478 yılında vefât ederek Karacaahmet Mezarlığı’na defnedildiği bilinmektedir. Ancak mezarı bugün mevcut değildir.

Akrabalar

no image
Yahya Sofî
Babası

Hocaları

no image
Yahya Sofî
Aklâm-ı Sitte

Talebeleri

no image
Yetim Alî
Aklâm-ı Sitte
Şeyh Hamdullah
Aklâm-ı Sitte

Ketebe.org İsmail Orman

Babası Yahya Sofî ile birlikte Fatih Sultan Mehmed Cami’nin yazılarını yazmıştır. Ancak 1766 depreminde büyük hasar gören caminin alt katından yukarısı yeniden yapılmış olduğundan, yazılarından sâdece inşâ kitâbesi kalmıştır. Öte yandan Bâb-ı Hümâyûn’da kapı kemerlerine celî sülüsle müsennâ olarak işlediği yazıları, sanatının zirve eseri olarak kabul edilmektedir. 

Alî Sofî'nin Karacahmet Mezarlığı'nda gömülmüş olduğu paftaya daha sonra Şeyh Hamdullah da defnedilmiş ve zamanla diğer hattatların da buraya gömülmek istemesi üzerine bu alan “hattatlar sofası” olarak adlandırılmaya başlanmıştır. 

 

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Tuhfe-i Hattatin

Ebü’l-Feth Sultân Mehmed Hân asrını kendine hasreden üstâdlardandır ki, pederinden tahsîl-i fenn-i hat eylemiştir. Zamânında kendilere bi’l-cümle hutût-ı kalem ke-nârin alâ alemin müsellem olup lâkin sülüs-i müsennâda kemâline Bâb-ı Hümâyûn’un atebe-i ulyâsında resmeylediği “Halledallâhu izze sâhibihi” (883) du’â-yı târihi güvâhtır. Cümle-i ehl-i hattın dest-keşîde-i sitâyiş-i teslim oldukları eser-i muteberdir. Ebü’l-Feth Sultân Mehmed Hân Câmi’-i şerifinin evâsıtında vâki’ târihi ve tarafeyn kitâbeleri dahi bunların hattı olup son kitâbede “Alî bin es-Sûfî” diye kendi ismini tasrîh eylemiştir. Şeyh Hamdullâh kabr-i şerifi dâ’iresinde olduğu mesmû’ ve Şeyh’in o tarafa rağbet kaziyesi ona mahmûl ü mevzû’dur.