Esedullah Kirmânî

Türk Hüsn-i Hat (Aklâm-ı Sitte, Ta’lîk)  Sanatkârı
Ölüm Tarihi H. 0893
M. 1487-1488
Doğum Yeri Kirmanşah
Mezar Yeri İstanbul

Sanatkâr Hakkında

Bugün İran sınırları içinde bulunan Kirmânşâh’ta doğdu. Hayatı ve eğitimi hakkında çok az bilgi vardır. Aklâm-ı sitteyi ulemâdan Şeyh Muhammed Kirmânî’den meşkederek icâzet aldı. Ta’liki ise önce Alî Herevî ve daha sonra Abdürrahîm Hârizmî’den öğrendi. Zamanının usta hattatlarından biri oldu.

Muhtemelen 1471 senesindeki Çaldırân Savaşı esnâsında Tebriz’de bulunan Esedullah Kirmânî, Fâtih Sultan Mehmed’in emri ile İstanbul’a gönderilen âlim ve sanatkârlar arasında idi. Nitekim H. 893/M. 1488 senesinde orada vefât etmiştir. Ancak medfeni hakkında herhangi bilgiye ulaşılamamıştır .

  

Hocaları

no image
Şeyh Muhammed Kirmânî
Aklâm-ı Sitte
no image
Abdürrahîm Hârizmî
Ta’lîk
no image
Alî Herevî
Ta’lîk

Talebeleri

Ahmed Karahisârî
Aklâm-ı Sitte

Ketebe.org İsmail Orman

İstanbul’a yerleştikten sonra daha ziyâde hüsn-i hat sahasında faaliyet gösterdiği anlaşılan Esedullah Kirmânî, Yâkut-ı Müsta‘sımî ekolünde güçlü bir hattattır. Metânet ve keskinliği ile dikkati çeken yazıları, Yakut’un bir hayli ilerisindedir. İstanbul’da bulunduğu esnâda, Ahmed Karahisârî başta olmak üzere çok sayıda hattat yetiştirmiş olan Esedullah Kirmânî, Yâkut ekolünün İstanbul’da gelişmesine büyük hizmeti dokunmuştur. Hatta yazısı ile onu aşmış olan Ahmed Karahisârî, kendine has şivesi ile bu ekolün son büyük temsilcisi olmuştur. Devhatü’l-küttâb’ta İbn Mukle’nin talebeleri arasında zikredilirse de, tarih olarak mümkün görünmemektedir .   

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Tuhfe-i Hattatin

Hatt-ı ta’lîki Seyyid Mir Alî’den telemmüz eylemek dahi hadd-i imkândadır ki pîrâne-ser evâ’il-i tulû’-ı Mîr’de tenezzül ü temeşşuk eylemiştir. Ba’zı hünerver dahi mülakatını inkâr edip Mevlânâ Abdurrahîm-i Enîsî’den yazdığını dahi bir mahalde Âlî yazmıştır. Yoksa Enîsî’den temeşşuk eden Esed-i diğer midir, o dahi ihtimâldir.

Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin, Tuhfe-i Hattatin

Kirmânşâh’a mensûbdur. Hizebr-i neyistân-ı irfân olup hüsn-i hatt-ı sülüs ü neshi Muhammed-i Kirmânî’nin âsâr-ı hâmesinden istifâde vü taklîd ile temeşşuk edip icâzet almıştır. Karahisârî gibi üstâd-ı rû-sefîd onun dâ’ire-i terbiyesinden bedîd u edeble mevkuf olmuştur. Ayasofya-i Kebîr Kitâbhânesi’nde hattıyla bir mushaf-ı şerifi vardır ki, ibtidâ-yı evrakında müzehheb levha kitâbesinde bu beytler ile târîh-i itmamım ifâde eylemiştir:
Ez-ân rûzî İd ez-Mushaf nüviştem
Be-cüz’ u hizb u aşı-u hams âyât
Be-fâl-i sa’d ez-rûy-i ma’ânî
Be-târîheş nübiştem tilke âyât (862)
Âhirü’l-emr şîr-i pençe-i ecel girîbânına el vurup “hırâmân” (892) sâlinden sonra âlem-i ervâhta hem-nişîn-i Cenâb-ı Esedullâh(aleyhi rıdvânu’l-ilâh) oldu.